Güven Sözlük - Güncel Başlıklar ve Entry'ler

ukdelerde bugün

tor tor · 19.03.2019 16:45 · 180 · #51463
Alışkanlık haline gelir diye ümit ettiğim etkileşim...
Rahatsız olan yazar ve okuyucular iletişime geçebilir efenim...
Böyle bir sekmenin sol frame de yer aldığını yeni yazarlarımızın öğrenmeye hakkı var...

Saygı ve sevgiler...

Entry görseli
Upvote 1
Downvote 0
0

bmw'nin çalışanlarına türkçe konuşma yasağı getirmesi

caksoy58 caksoy58 · 19.03.2019 16:45 · 1738 · #51462
başlığın tam hali, "bmw'nin departman çalışanlarına türkçe konuşma yasağı getirmesi" şeklindedir.

tam anlamıyla skandal bir karardır.

alman otomobil üreticisi, ülke içinde bulunan araç işleme merkezinde çalışan türk çalışanlarına türkçe konuşma yasağı getirmiş. akabinde ise çalışanlar bu karara tepki göstermiş.

neyi değiştirir ki; yarın bir gün unutulur gider. verilen karara uyum sağlarlar. önemli olan bu skandal karara ülkece, biz türklerin birlik olarak tepki göstermesi. yoksa aksi neyi değiştirebilir ki.

örneğin, bmw marka araç almamak. belki basit gibi görünebilir gözünüze ama, bu marka araçlar en çok ülkemizde rağbet görüyor. hani derler ya, "halimiz itten beter, keyfimiz paşa da yok" diye o hesap.

her neyse, böyle bir tepki uzun vadede eminim ses getirir. lakin, mümkün olabileceğini sanmıyorum. zira, böyle bir karara tepki göstermeyip ilk fırsatta soluğu bir bmw bayii önünde alacağımızı bildiğim için.

ne diyeyim, haysiyetimizi kaybetmişiz!

[url] www.hurriyet.com.tr/...[/url]
Upvote 2
Downvote 0
0

dejavu

safiyeloren safiyeloren · 19.03.2019 16:40 · 1150 · #51460
Avustralya yerlileri aborjinlere göre reenkarne. Şöyleki ruhunuz kötü ve kötü bir insan idiyseniz önceki hayatınızda, iyi olana dek ruhunuzu temizleyene dek bu dünyaya gelirsiniz.

Bazen bana da olur. O zamanlarda tek aklıma gelen şey iyi bir insan olmadığım.
Upvote 1
Downvote 0
1

dejavu

nushirevan nushirevan · 19.03.2019 16:28 · 1150 · #51459
kimilerine göre hatıralarımızın birer yansımasıdır.

Yüce allah, yaratılıştan önce dünyaya gelecek bütün insanların ruhlarını yarattı. Onları ilahî huzurda topladı ve kendilerine, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” diye sordu. Ruhlar da, “Evet, bizim Rabbimiz Sen'sin!” dediler. Bu zamana "kalu bela" denir.

İşte derler ki kalu bela'da yaptığın sözleşmede ruhlara, iradeleri tesir etmeyecek şekilde yaşayacakları dünya hayatı gösterilmiş. İşte zaman zaman yaşadığımız "La ben bunu daha önce yaşadım sanki" hissi de ruhumuzdan beynimize süzülen bu hatıralardan ibaret.. mişş
Upvote 2
Downvote 0
1

zerdüştlük

nushirevan nushirevan · 19.03.2019 16:07 · 707 · #51453
"Bir kavme olan kininiz, sizi adaletsizliğe sevketmesin" ayetini hatırlamama neden olan inançtır. Şöyle ki:

Zerdüştlerin o zamanki hükümdarı 2 müslümanın insanları tek tanrılı bir dine davet ettiğini görünce ölüm cezasına çarptırır. cezaları kutsal büyük ateşe atılmaktır. Müslümanlar ölmeden önce Hz.Ibrahim'in Nemrut 'la yaşadığı olayı hatırlatıp inandıkları dinin esaslarını hükümdara kısaca anlatır. Hidayet bir zaman meselesidir ve hükümdar o anda iki müslümanı affeder. Vezirler ve halk bu affa kızarlar ama hükümdarın din değiştirip ibrahimi olduğunu açıklaması, zerdüştleri çileden çıkarır. Vezirler darbe yaparlar ve hükümdarı 2 müslümanı affettiği ateşe atmaya karar verirler. Hükümdara son sözü sorulur. O da cezaya direnmemek karşılığında "eğer ateşten canlı çıkarsa kendisini salıvermelerini, çünkü hurmalıklarda doğacak olan Ahmed adlı son peygambere tabi olmak üzere ülkeden gitmek istediği şartını koyar"

Vezirler kutsal ateşten çıkmanın mümkün olmadığını bildikleri için şartı halk huzurunda kabul ederler. Hükümdar Hz.ibrahim gibi dua eder ve Allah'ın izniyle hükümdar, tıpkı peygamber gibi ateşten sağ salim çıkar. Bunun üzerine şok geçiren halkı yatıştırmanın, hükümdara verilen sözü tutmak, onu salmakla mümkün olduğunu anlarlar vezirler. Hükümdara yol verilir, o da sadece üzerindekiler olmak şartıyla çöllere düşer.

"Hurmalıklar" olarak bildiği bölge, Hz.Ibrahim'in de yapısı Kabe'nin olduğu yer Mekke'dir. Yolda şekli şemali bozuk iki yahudi dervişle karşılaşır. Dervişler de kendi kitaplarında yazan "Ahmed" isimli peygamberi bulmak üzere yola çıkmışlardır. Ancak yahudi dervişler, hurmanın medine'de daha çok yetiştiğini bu yüzden kitaplarda adı geçen Ahmed'in burada zuhur edebileceğini söylerler. Tevrat alimi bu iki derviş, çulsuz hükümdarı ikna ederler ve Medine yollarına düşerler. Ne var ki bedenen zayıf olan bu dervişler, çöl iklimine yenik düşüp hayatlarını sırayla kaybederler. Son sözleri "Eğer Ahmed'e yetişirse, onunson peygamber olarak kabul ettiklerini bildirmesidir"

Medine'ye asıl kimliğini söylemeden gelen Zerdüşt diyarının eski anlı şanlı hükümdarı, bir süre sokaklarda aç bilaç "Ahmed" adındaki bu peygamberi aramaya koyulur. Kimi zaman diğer hurmalık olan şehirlerde de onu arar fakat bulamaz. Günlük çalışarak hayatını kazanan hükümdar, uzun yıllar araştırmasının sonunda Medine'de karar kılar ve burada "Ahmed"i beklemeye başlar. Anlatılan rivayetler onun Medine'ye geleceğini işaret etmektedir. Hükümdar günlük çalıştığı hamallık parasının yarısına her gün bir tuğla alır ve gün be gün bir ev inşa etmeye başlar. Medine halkı tarafından meczubun biri olarak kabul edilir çünkü yıllar sonra evini bitirdikten sonra bile evin içinde yatmaz, kapı eşiğinde uyur. Hatta bu yeni evin kapısına gelip "Çulsuz adamın tekisin. Bu evi bana sat, sana iyi para veririm" diyenlere de "Hayır, bu ev benim değil Ahmed peygamber için yaptım, satamam" diye cevaplar verir. Nihayet yaşlılık zamanı gelip öleceğini anladığında Ebu Leyla adında birine evini devreder. Çünkü Ebu Leyla da kendisi gibi İbrahimidir. Tapunun yanında bir de Ahmed'e verilmek üzere mektup bırakır gözleri sürmeli Ebu Leyla denen bu yeni tanıştığı gence..

Aradan 200 küsür sene geçer. Ev, kimi zaman ölüm, kimi zaman satış yoluyla bir kaç kez el değiştirir.

Hicret ederek Medine'ye gelen Hz.Muhammed'e medine halkının büyük bir ilgisi vardır. "Taleal bedru aleyna.." ezgileriyle peygamberini karşılayan halktan her kimse, onun kendi evinde kalması gerektiğini savunur. Anlaşmazlık büyüyünce Hz.peygamber beyaz devesi kasva'yı serbest bırkacağını, kimin evinin önünde durursa onun evinde kalacağını söyler.

Deve yürür ve Ebu Eyyub El Ensari'nin evinde durur. Eyyub çok sevinir. Bu 200 küsür sene önce el emeği ile her bir tuğlası Ahmed'i görmek için serilen zerdüşt hükümdarın evidir. Eyyub, zamanla eskiyen evin üstüne bir kat daha çıkmıştır. Peygamberin üst katta kalması gerektiğini söyler ama hz.peygamber için mana aleminde bu evin hali bir başkadır. Bu yüzden ilk olarak alt katta kalacağını bildirir. Eyyub, peygamberin bulunduğu katın üstüne ayak bastığı için utanç duymaktadır ama değişim yapmayı peygamber kabul etmez. Nihayet eve gözleri sürmeli bir genç gelir:

- Benim kim olduğumu biliyor musun ya resulallah? diye sorar
+ Sen ebu leyla'sın ve bana bir dostumdan mektup getirdin, diye cevap verir peygamber.

Mektubu takdim eden bu garip adam, geldiği gibi gider ve gözden kaybolur. Hz.Peygamber mektubu özenle açar. Bir zamanların anlı şanlı zerdüşt hükümdarı şöyle yazmıştır:

"ey alemlerin rabbi olan allah'ın son peygamberi ahmed! benim zamanım yakındır, yakında öleceğim. eğer sana yetişseydim, senin getirdiğin dine iman ettiğimi söyleyecektim. ama galiba senin vaktin gelmedi henüz. şunu bil ki ahiret hayatında senin sancağının altında toplananlardan olmak istiyorum, kabul et.. sana bir güzel de bir ev yaptım gelip kalırdın diye ama kısmet.. Bu dostunu unutma"
Upvote 5
Downvote 0
1

can ciğer kuzu sarması

kerim kerim · 19.03.2019 15:57 · 2460 · #51452
Can ciğer tamam da kuzu sarması ne ola ki? Profilimde yazıyor şimdi gördüm kim neden sarıyor inşallah sonunda bir sakatlık çıkmaz size güveniyorum daha doğrusu güvenmek istiyorum güven sözlüğün kıymetli sakinleri
Upvote 2
Downvote 0
1

ne zaman evleneceksin sorusuna alternatif cevaplar

caksoy58 caksoy58 · 19.03.2019 15:44 · 698 · #51450
20 yıl önceydi, uzun süre sonra karşılaştığım bir arkadaşımla sohbet ederken aniden bu soruyu sordu, "bir düğün yapta oynayalım" dedi bende "6 ay sonra kanka, gel beraber oynayalım" dedim.

umarım, açıklayıcı olmuştur.

edit: başlığı yanlış telaffuz etmişim sanırım. neyse, bu seferlik böyle olsun.
Upvote 2
Downvote 0
1

sözlüğe veda

caksoy58 caksoy58 · 19.03.2019 15:42 · 3356 · #51449
arkadaşlar selam.

sırf matrak amaçlı açmıştım bu başlığı. gitmek gibi bir niyetim yok yav. eğer öyle olsaydı böyle bir başlık açmaya ihtiyaç duymazdım. eksi ya da artı oylanmışım bunun benim için hiçbir önemi yok. önemli olan saygı görmek/gösterebilmek.

üstte ki yorumlarınız için teşekkür ederim. ama, dediğim gibi "qandırdımm xd zaaaa!" tekrar hoş buldum tabi.
Upvote 2
Downvote 2
0

kendinden birinci çoğul şahıs olarak bahsetmek

nushirevan nushirevan · 19.03.2019 15:24 · 248 · #51446
beni 15. yy'a götüren başlıktır.

derler ki osmanlı akıncıları bizans surlarının dibine kadar at sürer, surların üstünde duran bizanslıları taciz eder, direncini kırarlarmış. bir genç bu akıncılara katılmış ve ''yapamazsıncılara'' inat sur dibine kadar at sürmüş. ancak gençliğinin verdiği tecrübesizlikle surların dibinde atından düşmüş..

bunu gören bizans askerleri de gencin bu haline çok gülmüş. çünkü o zamanlarda bir erkek için en büyük ayıplardan birisi de ''attan düşmek'' imiş. akıncılar yardımına koşup yerden kaldırmış. genç kalkmış ama gururu incindiğinden kimse ile bir daha konuşamamış. taa ki zamanın hocalarından birisi gencin bu hali üzerine:

''üzülme evlat.. sen de bu surların dibinde öyle bişey yap ki, kimse senin attan düştüğünü hatırlamasın'' diyinceye kadar..

gel zaman git zaman büyük komutan Fatih 'in askerleri arasına katılan bu genç, kendisini tarih sahnesine kazıyan hadiseyi gerçekleştirmiştir. vücuduna yediği onlarca kılıç, ok, mızrak darbesine rağmen surların üzerine sancağı dikerek, savaşın kaderinde önemli rol oynamıştır. Evet o artık Ulubatlı Hasan'dır. bu şehidin onlarca ölümcül darbeye rağmen surlarda tutunabilmesinin nasıl mümkün olduğuna dair sorular oluşur, herkes bişeyler söyler.. nihayet Hasanı teselli eden hoca durumu kendince özetler:

''surlara tırmanırken peygamber efendimizin hadisi şerifine nail olmayı düşünüyordu belki... kimbilir.. ne zaman ki sancağı dikti, sur dibinde attan düştüğünü hatırladı ve nefsi cihadının önüne geçti.. o ana kadar hayata tutunan asker, aldığı yaraları o zaman hissetti ve ''biz'' bilinci ''ben'' e dönüştü.. işte o zaman öldü..''
Upvote 1
Downvote 0
1