Güven Sözlük - Güncel Başlıklar ve Entry'ler

osmanlıca

lawyer x lawyer x · 19.03.2019 19:20 · 854 · #51514
Eskimez yazı da denir. Matbu kısımda iyi sayılabilirim ama ne yazık ki rika hiç okuyamıyorum desem yeridir. Üstüne söylenmesi gereken çok şey var fakat yıllardır anlattığım halde kimse anlamadı. Artık susmak istiyorum bu konuda.
Upvote 3
Downvote 0
1

çinko

nushirevan nushirevan · 19.03.2019 18:49 · 854 · #51504
metalimsi madde.

bir kalem pili alın ve üstündeki metal levhayı sökün.
hemen altında kalın bir kağıda benzer tabaka çinkodur.
koruyucu gözlük ve eldiven kullanarak,
çinkomsu tabakayı bir cam kola şişesine atın ve üzerine tuz ruhu dökün
madde tepkimeye gireceğinden nefesinize gelmemesine özen gösterin
bir balon alın ve ağzını şişenin ağzına sabitleyin.
eğer yeter miktarda kimyasal hazırladıysanız balonunuz hidrojenle dolacaktır.
uçan balonunuzun keyfini çıkarabilirsiniz ;)
Upvote 2
Downvote 0
0

osmanlıca

nushirevan nushirevan · 19.03.2019 18:43 · 854 · #51501
Bir zamanlar seçmeli ders olup olmaması hakkında milletin birbirini dövdüğü, aslında bir dil değil alfabedir. Çünkü Osmanlıca konuşulan dönemde de kelimelerin çoğu ya öz türkçedir ya da farsçadan, arapçadan dilimize geçmiş ve artık kanıksanan kelimelerdir. Harf devrimi gibi bir değişiklik olmasaydı, bugün çok daha zengin bir dile sahip olacaktık.

Necip Fazıl diyor ki:
-Bu işin saikini, amilini, illetini bir müessire bağlayamamamın sebebi nedir?

Şimdi bunu günümüz Türkçesi ile yazalım:
-Bu işin nedenini, nedenini, nedenini bir nedene bağlayamamamın nedeni nedir?

- ABD: 71.681
- Almanya: 70.400
- Japonya: 44.224
- İtalya: 31.762
- Fransa: 30.193
- S. Arabistan: 13.579
- Türkiye: 7.260

Bu rakamlar nedir biliyor musunuz?
İlköğretim okullarında okutulan ders kitaplarının içerdiği kelime ve kavram sayısı.
Araştırmayı yapan: Ankara üniversitesi TÖMER Dil Öğretim Merkezi.

İlkokulu bitiren bir Amerikan çocuğu 70 bin kelime öğreniyor.
Aynı yaştaki bir Türk çocuğu ise 7.000 kelime.

Söyleyeceklerim bu kadar.
Upvote 4
Downvote 0
3

sakal

nushirevan nushirevan · 19.03.2019 18:29 · 2165 · #51499
memuriyette serbestisi olmayan ancak bilimum bakan ve milletvekilinin keyfine göre şekillendirdiği yüzde çıkan kıllar bütünü.
Upvote 1
Downvote 0
0

bebek kokusu

aiska aiska · 19.03.2019 18:27 · 910 · #51498
Parfümü olsa yok satacak olan tarifi zor kokudur. Üst notası samimiyet orta notalarında vanilya, pürüzsüz ten, Johnsons baby bebe yağı kokusu barındırıp alt notasında dalin şampuan ve taze hücreler ile birlikte bir miktar cennet kokusunu barındırdığı söylenebilir.
Henüz bebek kokusunu birebir yakalamış parfüm olmasa da yakın olarak önerebileceğim şunlardır;
Bvlgari- petits et mamans
Chloe-love
Burberry-body
Upvote 6
Downvote 0
1

hollanda’da silahlı saldırı

nushirevan nushirevan · 19.03.2019 18:02 · 1968 · #51495
Yeni Zellanda'nın aslında Hollanda sömürgesi olduğunu düşündüğümüzde manidar saldırıdır. Hollandalıların Avustralyayı keşfetmesi ve ardından oraya "New Amsterdam" demesinin ardından, daha global bir isim olması gerekliliği doğmuş ve bu isimden vazgeçilmiş. Ancak Hollanda halkında bu durum biraz burukluk yaratmış. Yeni Zellanda keşfedildiğinde, bir başka Hollanda kenti olan "zealand" bu yarım kalan ukdenin gerçekleşmesine sebep olmuş. "Zealand" ingilizce sea ve land kökü ile aynıdır ama sea değil zea yazılmasının sebebi de Hollanda sömürgesi olmasındandır.

Hollanda'daki müslüman nüfus, ince bir faşizm çizgisinde yürümektedir. Kısıtlanan olanaklar, ikinci sınıf sosyal vatandaşlık ve ülke anayasasının 1.maddesiyle yasaklanan fakat alabildiğine uygulanan ayrımcılık sayesinde müslümanlar aşırı uçlara mahkum gibidir. Ya sosyal ve kültürel hayatta Hollandalı gibi yaşamak ve dini değerleri minimize etmek, ya da radikal islamcı kuzey afrika halklarının, ortadoğuya özgün tarikatların taatlerine uymak zorunda kalmıştır. Sosyal hayat o kadar katıdır ki ne kadar uzun süre kalırsanız, bu uçlardan birine asimile edilirsiniz. Düşünün ki orada X ve Y neslinden sonra Z nesli bu şartlarda büyüyor ve radikalcilik onları potansiyel terörist veya terör sempatizanı yapıyor. Hollanda Diyanet Vakfı'nın buna el atması lazım ama çoğu klasik bürokrat ve "azıcık aşım ağrısız başım" modunda hac organizasyonları dışında bir efektleri yok.
Upvote 4
Downvote 0
0

şayan

kerim kerim · 19.03.2019 17:50 · 391 · #51491
genellikle takdire şayan deyimi olarak takdirle birlikte kullanılır, hep merak etmişimdir, tahmin ediyordum ama yeni öğrendiğimi belirtmeden geçemeyeceğim. takdire şayansınız.
Upvote 3
Downvote 0
1

youtube

kerim kerim · 19.03.2019 17:38 · 3370 · #51487
milletin ne paylaşacağını şaşırdığı paylaşım sitesi, gençler youtuber olmak için hevesle paylaşımlar yapmaktadır gidişat endişe verici
Upvote 2
Downvote 0
1

müzik

nushirevan nushirevan · 19.03.2019 17:28 · 617 · #51486
sinestezik olduğum için her duyduğumda gözümün önünde rengarenk sarmalların oluşmasına neden olan işitsel olay. bu dairesel grafikleri taklit ettiğimde elime aldığım bir çok enstrümanla ilk defa duyduğum parçayı en fazla 10 dakikada çalabiliyorum. şimdiye kadar saz, gitar, keman, kanun, ney, flüt, akordion, org ve ksilofon'da bunu başardım. bilemiyorum ????
Upvote 2
Downvote 0
0

önemli günler

kerim kerim · 19.03.2019 17:20 · 656 · #51482
Sevgi, saygı ve paylaşmayı çeşitli hediyeler ile bir güne hapsettikten sonra “hoyratlığa ve kabalığa devam edebiliriz, artık haklıyız” düşüncesi ile yıl boyunca istismara, yalana ve sevgisizliğe teslim oluyoruz.

Bu “Gün” kutlamaları arttıkça, sevgi ve saygının ölçüsü metalaşmakta ve hediye ile ölçülmeye başlanmaktadır. Anneler Günü, Babalar Günü, Kadınlar Günü, İşçi Bayramı, Sağlık Çalışanları, Sevgililer Günü ve Öğretmenler Günü diye devam eden günler zinciri değerlerimizi tüketmektedir.

İyi evlat olmak için Babalar Günü ya da Anneler Günü'nde hediye almak, hanımı mutlu etmek için 364 gün yaptığınız bütün olumlu şeylerin bir kıymeti olması için mutlaka 365. Gün de bir hediye almak zorunluluğu bütün erkeklerin üzerinde “Demokles'in Kılıcı” gibi sallanıp durmaktadır. Öğretmenlerimizin bir beklentisi olmasa da veliler arasındaki hediye yarışı da veliler üzerinde baskı oluşturmasa bile öğrenciler arasında, öğretmene pahalı hediye alan öğrenci ile almayan/alamayan öğrencilerin kendilerine dair kıyaslamaları da onları olumsuz etkileyebilmektedir.

Kadınları bir meta olarak gören, reklamından tanıtımına kadar birçok sektörde onların kadın cinsiyetini istismar eden kapitalizm ve sözde modern geçinen Batı zihniyeti, İslam'ın kadını ötekileştirdiği yalanını tekrar edip durmaktadır. Oysa bu günlere dair ne kadar değerli ve doğru bir yaklaşım varsa hepsinin İslam'da fazlası ile kendine yer bulduğunu görebiliriz. Kur'an-ı Kerim'de “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer, 39/9) diye buyuran Rabbimiz ve erkek egemen bir zamanda ve toplumda “Bir mümin, kötü huylu diye hanımına kızmasın! İyi huyu da olur.” [Müslim] ve “Hanımlarınızı üzmeyin. Onlar, Allahü teâlânın size emanetidir. Onlara yumuşak olun, iyilik edin!” [Müslim] diye Hadis-i Şeriflerinde ümmetine yol gösteren peygamber efendimizin öğütleri bizlere fazlasıyla yol göstermektedir.

Demokles'in Kılıcı dedim de “M.Ö. 4. yüzyılda Akdeniz'de Sicilya adasında Sirakuza Krallığı vardır. Kral Dionysios'tur. Sarayda hem Dionysios'un yakın dostu hem de danışmanı olan Demokles de vardır. Demokles sürekli kral Dionysios'un rahat ve huzur içinde gösterişli bir hayat yaşadığını çevresine anlatır. Dionysios bu sözleri duyar ve birgün Demokles'e tahta oturmanın mutluluğunu onun da tatmasını ister! Krallık tacını tahtını büyük bir tören düzenleyerek Demokles'e verir. Hizmetçilerinden de kendisine yapılan hizmetin aynısının yapılmasını ister. Demokles büyük bir keyif ve mutluluk içindeyken tahtının üstünde hemen başında yer alan kılıcın atkuyruğuna bağlı bir şekilde sallandığını fark eder ve korkmaya başlar. Ve krallık tahtının o kadar da rahat ve mutluluk verici olmadığını her an tehlike altında yaşandığını görür, anlar ve vazgeçer.”

Bu hikâye ile dışarıdan göründüğü gibi yüksek makam ve mevkiler çok rahat değildir. Aksine büyük görevlerin büyük sorumlulukları vardır ve her zaman çeşitli risklerle karşı karşıyadırlar. Bu açıdan baktığımızda da Demokles'in Kılıcı sözü bana; bizlere dışarıdan görünen modern ve çağdaş dünya dayatmasının arkasında bencil, sevgi ve saygının metalaştığı bir hayatın hepimizi baskısı altına almaya çalıştığını hatırlatmaktadır.

Çocuklarımız, eşlerimiz ve bütün sevdiklerimiz dâhil toplumca Batı'dan esen bu kapitalist “Gün” rüzgârlarının etkisinde kalıyoruz. Bu rüzgâra karşı direnmek ve yıkılmamak için zor zamanlarda kaldığımızda, her zaman yaptığımız gibi değerlerimize ve dinimize sarılmak zorundayız.
Upvote 3
Downvote 0
0