kopamadığımdır. sosyal medya kullanmaya şiddetli bir şekilde karşı çıktığım, akıllı telefon kullanmadığım dönemlerde bile zaman zaman bir hesap açar, bazı yazarları takip eder çıkardım. kullanmasını bilen için gayet faydalı, müthiş bir platform.
genel de memleketimiz sorulduktan sonra söylenen söz. ya da okunulan bölüm. ya hu bölüm bir nebze anlaşılır da memleket için teselli etmek nedir? şehir milliyetçileri ya.
ne güzel bir eylem. ömrümün yarısı belki de metroda geçiyor, en verimli okumalarımı metroda yapmışımdır. bu vakti telefonla oynayarak, etrafı gözlemleyerek geçirdiğim zamanlar da oldu. arapça gibi zor bir dili metroda öğrendikten sonra büyük bir pişmanlık yaşadım. her gün belki de yarım saat düzenli kitap okumuş olmaya vesiledir metrolar. o vakti çar çur etmemek gerek. bazıları gösteriş olarak tanımlıyor bu eylemi. onlara da buradan akıl, fikir, irfan temennilerimi sunuyorum.
her ne kadar şikayet edilse de en verimli işlerin yapıldığı durumlardır.
şöyle ki, okul zamanı kitap okuyamıyorum, aktivitelere katılamıyorum gibi düşünsem de okulun tatilde olduğu zamanlarla kıyasladığımda daha çok aktivite yaptığımı fark ederim. yoğunluk iyidir, yorgunluğu ulvidir. sorumluluklar fazla olunca insan işine daha çok sarılır ve küçük ayrıntılarda boğulmaz. erteleme hastalığı varsa yenmesi kolay olur. uyku düzeni yorgunluğa bağlı olarak düzene girer ve sair.
özetin üzerine öğretmenlerimizin aşağıdaki imzayı atarak devam ettirdiği eylem.
bir keresinde ilkokulda özet çıkarmaya üşendiğim için hikaye kitabının orta sayfalarından birisini kopartıp deftere yapıştırmıştım.
20 yıllık öğretmenim ilk defa böyle bir şey gördüğü için tebrik etmişti. ayrıca özeti de kabul edip malum imzayı atmıştı.
Ilk okul öğretmenim her gün istisnasiz özet çıkarın diye ödev verirdi. Bununla birlikte bende takvim arkalarındaki fıkraları deftere geçirme şeklinde yaptığım ödevlere diyebilirim.
ey, benim iyimser hallerim
çabuk aldanışlarım,
hep inanışlarım,
alttan alışlarım,
hatayı hep kendimde buluşlarım
değmeyecekleri kafama takışlarım,
yoktan yere akıp giden gözyaşlarım,
hepinize elveda...
artık ben kimsenin,
hiç kimsesi olmayacağım...
bir zamanlar -liseye geçene kadar- metindeki paragrafların rastgele kırpılıp yeniden yazılması şeklinde gerçekleştirildiğini sandığım eylem. ne enteresandır ki şu an türkçe öğretmeniyim. güzel şeyler de oluyor