Güven Sözlük - Güncel Başlıklar ve Entry'ler

Vazgeçişler

derdimend derdimend · 19.03.2026 06:17 · 1096 · #78737
Bir şeyi yapmak ne kadar önemliyse, bazen bir şeyi terk etmek de en az onun kadar kıymetlidir. Çünkü insan sadece eylemleriyle değil, vazgeçişleriyle de yol alır. Nitekim birçok büyük kavuşma, bir küçük ayrılışla başlar.
Upvote 4
Downvote 0
1

Yıkık bir köprüdür dünya

derdimend derdimend · 19.03.2026 06:08 · 2184 · #78736
Zahmetle, sıkıntı ve kederle dolu bir dünya hayatı yaşıyoruz. Bunun şiddeti ne kadar artarsa artsın "artık ahirete gideyim" diyebilenimiz azdır.

Bunca zahmetine rağmen seviyoruz bu dünyayı. Kalbimiz dünya sevgisiyle tarumar olmuş. Ahireti unutmuş. Unutulan ahirete hazırlık ihmal edilmiş.

Peki, insan hazır olmadığı yere gitmek ister mi? İstemez. Onun için dünyanın düzelebileceğine, sıkıntıların ortadan kalkacağına dair ümit beslemeye zorlarız kendimizi. Umutlanırız geleceğe dair.

İşte kaybedişimiz biraz da burada başlar.

Eskiler öyle buyurmuş: "Dünya yıkık dökük bir köprüdür. Onu tamire girişme. Yapamazsın. Geç ve git."

Köprünün sonrasına hazırlık tüm dertlere devadır. Ahirete çalışmak dünya sıkıntılarını sabırla karşılamaya, kederi azaltmaya, doğru şeyleri ümid etmeye vesiledir.

Hatta tek yöntem budur.

Zira ahirete çalışabilmek her şeyin sahibi, kadir-i mutlak olan Allah'a kul olma gayretinin diğer adıdır.
Upvote 2
Downvote 0
0

çocuklarvebiz

Nurse Nurse · 18.03.2026 01:46 · 3142 · #78733
Geçen yıllarda minik bir suriyeli kız çocuğundan kan alacaktım. Şu koca memlekette,şu buz gibi havada çocuğun üstündeki kıyafetler biraz canımı sıktı. Hazırlığımı yaparken biraz konuşup heyecanını ve korkusunu tartayım dedim. Baktımki çocuğun gözlerinde "ne olabilir ki, ne kadar canımı yakabilirki, ben evimi,okulumu,anılarımı,memleketimi bırakıp gelmişim" havası esiyor. Sakin mülayim bir çocuktu. Turnikeyi bağladım böylesi sakin çocuklardan kan almak oldukça kolay olur doğrusu. Kan alma işlemine başladım göz ucuyla yüzünü ve tepkilerini kontrol ederken sessizce göz yaşı döktüğünü gördüm. İçim parçalandı. Çok acıyor diye çığlık atsa bu kadar etkileyemezdi beni.. sanki bağırmaya,ağlamaya hakları yokmuş gibiydi. Sanki aldıkları hizmeti ellerinden kaybetmemek için ölesiye susmaları gerekiyor gibi. "Çok cesaretliydin bu yüzden sana bir ödül vereceğim" diyip bir oyuncak bebek uzattım kendisine. Gözleri parladı ama nasıl bir parıltı. Ayakkabısının yıpranmışlığı,kıyafetinin inceliği,renklerin ağarmışlığı, başındaki tokanın maydanoz lastiği oluşu hiç önemli değildi. Elindeki bebeği annesine göstererek yanımdan uzaklaştı. Hiçbir çocuğun bu duyguları hissetmesini kabullenemiyorum. Bazı duygular yetişkinler içindir ve çocuklara yakışmaz..
Upvote 3
Downvote 0
1

çocuklarvebiz

Nurse Nurse · 18.03.2026 01:25 · 3142 · #78732
Geleceğimizin inşasını yapan bugünün çocukları yarının gençleri olduğunu unutmamalı, yavrucaklarımızın geleceğini bizim davranışlarımızın renklendirdiğini sık sık hatırlamalıyız... sevgiyle,şevkatle,merhametle kısacası güzel duygularla yaklaşmalıyız. Yenidoğan hemşireliği yaptığım bir dönem birlikte çalıştığımız baş hemşiremiz şöyle derdi "belkide sizin dokunuşlarınız bebeklerin geleceğini etkiliyordur. Belki sizin dokunuşlarınız onları doktor,mühendis,merhametli bir anne, şefkatli bir baba veya bir hırsız,bir katil olmaya itiyordur. Lütfen bebeklere en güzel duygularınız ile dokunun" bu anekdotu kullanmak için hemşire olmaya, anne veya baba olmaya gerek yok. Toplumdaki rolümüzü oynarken çocukların farkına varalım, onları görelim,dinleyelim,onları merak edelim yeter.
Upvote 3
Downvote 0
0

çocuklarvebiz

derdimend derdimend · 17.03.2026 17:27 · 3142 · #78731
Çocuklar yetişkinlere üç şey öğretebilir; Hiçbir sebep yokken mutlu olmayı, her zaman bir şeylerle meşgul olmayı ve istediği her şeyi bütün gücüyle talep etmeyi.
Upvote 5
Downvote 0
0

çocuklarvebiz

derdimend derdimend · 17.03.2026 17:25 · 3142 · #78730
Entry görseli


Bugüne kadar çocuklarla çocuklaşıp, onların seviyelerine inmemiz telkin edilse de bugün onların renginden, temiz fıtratından istifade edip onların boyasıyla boyanmak gerektiğini öğreniyoruz. Yani onların seviyesine çıkmamız gerektiğini…

İmam-ı Suyuti hazretleri, sadece çocuklarda bulunan ancak sahip olsalar büyükleri kamil birer insan yapabilecek 5 hasletten söz eder.

1.Rızık için endişe etmezler.

2.Hastalandıklarında Halık’ı (Yaratıcıyı) kimseye şikayet etmezler.

3.Yemeği birlikte yerler. (Yalnız yemeyi sevmezler)

4.Korkunca hemen gözlerinden yaş akıtırlar.

5.Kavga ettiklerinde kin tutmadan hemen barışırlar.
Upvote 4
Downvote 0
0

Çayönemli

derdimend derdimend · 16.03.2026 03:26 · 2847 · #78729
Entry görseli


Samimiyet ölçer 'ÇAY'

Ben hemen bi çay koyayım:

Habersiz geldiğiniz ev sahibi siz eve girer girmez bu cümleyi söylüyorsa korkmayın, istediğiniz gibi yayılın çünkü seviliyorsunuz. Sizden keyif almasa uzun vadeli içecek olayına girmez. Bu tür dostlukların en az beş yıl geçmişi vardır; bu laftan sonra emin olun ki daha uzun yıllar da gideri olur.

Çay mı içersin kahve mi yapayım:

Geçerken uğradığınız evin sahibi böyle seçenekli bir ikram olayına giriyorsa aslında gönlü kısa zamanda gitmenizden yanadır. Çünkü kahve; yapılış ve içiliş bakımından kısa zaman alır, ev sahibinin de subliminal mesajı sizi kısa zamanda paketleyip yollamaktır ancak bunu nezaketle yapmaktadır. Bu seçenekten sonra tavsiyem kahve tercih etmeniz olacaktır, içmesi en fazla on dakika alır. Kahveniz bitince yavaş yavaş yola koyulun ve son olarak da size bu soruyu soran arkadaşınızla ilişkinizi maslahatgüzar seviyesine çekin.

Otur kız, çayı tazeledim:

Bir ev sahibinden duyulabilecek en güzel sözlerden biridir zira çay malum yapılışı yarım saat, bardak bardak içilişi ortalama iki saat alır. Tüm bunların üzerine bir de çayı tazelemişse demek ki sizden kopamıyor, gitmenizi istemiyor; bunun için de elinden geldiğince geciktirmeye çalışıyordur. Bu hareket de dostluk yeni ise ilerleyen yıllara uzaması bakımından umut vericidir.

Sallama çay var istersen:

Misafir gittiğiniz kişi eğer size bunu söylüyorsa ayakkabılarınızı çıkarmadan dönün; bir daha da gitmeyin derim. Zira çay gibi sizi de net bir biçimde sallamıştır. Maslahatgüzar seviyesi bile bu durumda çok fazladır, telefonunuzdan hemen ismini silin.

Semaver yapalım mı?:

İşte yılların samimiyeti, işte doyulmaz muhabbet, işte saatler akıp gitse de sanki göreli bir dakika olmuş gibi hissedilen dostluk... Çay semaverde yapılıyorsa dostluğunuz en az on yıllıktır ve "tüm günüm senin" anlamına gelir. İşin içine semaver girdiyse evde gece yatıya da kalınır zira çay ayrı, muhabbet ayrı demlenecektir...

Semerkand Aile Dergisi - Ayşenur Uslu
Upvote 3
Downvote 0
1

sinüzit

Nurse Nurse · 15.03.2026 18:11 · 3297 · #78727
Kafa tası içerisinde boşluklar bulunur elmacık kemiği çevresinde, alında vs. Latincede sinüs bu boşluklara verilen isimdir ve yine latincede -it eki doku veya organın enfekte olduğunu bildirir. Gastrit, larenjit,farenjit gibi. İşte o sinüslerin enfekte olmasına sinüzit denir. Yani bir sinüzit nedeniyle baş ağrısı yaşıyorsanız sinüsleriniz dolmuş olabilir. Bol bol burnu boşaltmalı ve bence doktor muayenesi olup antibiyotik kullanılabilinir.
Upvote 2
Downvote 0
0

çiğ köfte

Mirpua Mirpua · 14.03.2026 03:34 · 2564 · #78723
Kültür lezzet cart curt kısmını geçersek, gerçek çiğ köfte yapılışına şahit olmanızı tavsiye etmem. Laps diye çiğ et çıkıyor sahneye, o kırmızı eti gördükten sonra yiyebilene helal olsun.
Upvote 1
Downvote 0
1

çiğ köfte

Nurse Nurse · 14.03.2026 02:52 · 2564 · #78722
İki cümleyle anlatılamayacak bir lezzettir Çiğ köfte, Doğunun en kıymetli yemeklerinden biridir. Memleketler arasında paylaşılamadığı gibi her şehrin adını köftenin yanına iliştirerek benimsediği bir gerçek. Adıyaman çiğ köftecisi, urfa sıra gecelerini süsleyen çiğ köfte ve gaziantep gastronomisinde sunulan çiğ köfte..
Yapılışına gelince ismi tamamen doğru yani çiğ et ile hazırlanıyor.Köfteye konulan et tamamen kara et denilen yağsız kısımdan oluşuyor. Zaten et kilolarca konmuyor ve dakikalarca çekilip,dövülüyor. Bıçak ile sıyırma işlemi yapılıyor zar,lif vs bir doku varsa çıkarılıyor. Köftelik ince bulgur, biber ve zengin baharatlarla et yoğrulurken pişiyor ve köftenin içinde asla görünmüyor. Hakikaten mevsimin sıcak güneşinde kurumuş pul biber köfteye muazzam bir lezzet katıyor. Ehli bir sofrada yenilse vazgeçilmez bir lezzet lakin bugün misafirliğe gittiğim ev sahibi.. ay bayılacağım, anlatırken fenalaşıyorum. Orucu sabırsızlıkla açmış çiğ köfteden şöyle kocaman bir lokma hüpletirken ağzımda kocaman bir et parçası hissettim. Abartmıyorum kocamaaaaan ve çiğ bir et. Çiğ. Öğğğhhhh ama ev sahibi utanır diye çıkarma gibi birşeyde yapamadım ve ben o eti yuttum arkadaşlar. İçinde milyon tane bakterinin olduğunu düşüne düşüne, midemde nasıl sindirilemeyeceğini bile bile yuttum.
Öğürme!
nefes al!
sakin ol!
sakın çiğneme!
Yuttt! diye diye yuttum... abartmıyorum bak cidden kendimi safari belgeselindeki ceylanı parçalayıp yiyen aslan gibi hissettim.. gerek var mıydı buna. Buda benim etli köfte yediğim son gündür. Zihinlere kazılsın, anılarımdan hiç çıkmasın. Sizde şahit olun..
Upvote 2
Downvote 0
1