ismail türüt'ün ziyadesiyle güzel yorumladığı karadeniz türküsü, kazım koyuncu da yorumladı ama bence İsmail Türüt yorumu daha güzel ve yöresel.
Güven Sözlük - Güncel Başlıklar ve Entry'ler
alto blok flüt
soprano ve tenör arasındaki sesleri veren blok flüt çeşidi.
17. yüzyıla kadar sol tonunda olsalar da daha sonra fa tonunda olmuşlardır.
böylece blok flütler do (soprano) - fa (alto) - do (tenör) - fa (bas) şeklinde sıralanırlar. haliyle birinden diğerine geçerken transpozisyon kolaylığı sağlanır.
çalınışna bir örnek:
siparişimi verdim, heyecanla bekliyorum.
17. yüzyıla kadar sol tonunda olsalar da daha sonra fa tonunda olmuşlardır.
böylece blok flütler do (soprano) - fa (alto) - do (tenör) - fa (bas) şeklinde sıralanırlar. haliyle birinden diğerine geçerken transpozisyon kolaylığı sağlanır.
çalınışna bir örnek:
siparişimi verdim, heyecanla bekliyorum.
sscb
çöküşü ile mısır'ın bronz çağı çöküşü dönemindeki hali az çok benzeyen birlik.
eski hesabımda çöküş sebeplerinden birisini yazmıştım:
#6620
eski hesabımda çöküş sebeplerinden birisini yazmıştım:
#6620
görme engelli çocuğun kaldırıma park eden arabaya çarpması
Bu olayın neresini eleştireyim bilemedim.en iyi eleştiri şu fıkra olmalı:
adamın biri “kurban” mevzuunu anlatıyormuş: "çocuğu olmayan hazreti davut, allah'a dua etmiş, 'ya rabbi bana bir kız çocuğu ver, onu sana kurban edeyim' demiş. dua tutmuş, davut, kızının adını ayşe koymuş, gel zaman git zaman, çocuğun kurban edileceği zaman gelmiş, hazreti davut kızı yatırmış, tam boğazını kesip kurban edecekken, azrail, gökten bir keçiyle çıkagelmiş, 'kızı bırak, al bu keçiyi kurban et' demiş"!
dinleyenlerden biri dayanamamış:
"yahu bunun neresini düzelteyim; hz. davut değil hz. ibrahim; kız değil erkek; ayşe değil ismail; azrail değil cebrail; keçi değil, koç"!
adamın biri “kurban” mevzuunu anlatıyormuş: "çocuğu olmayan hazreti davut, allah'a dua etmiş, 'ya rabbi bana bir kız çocuğu ver, onu sana kurban edeyim' demiş. dua tutmuş, davut, kızının adını ayşe koymuş, gel zaman git zaman, çocuğun kurban edileceği zaman gelmiş, hazreti davut kızı yatırmış, tam boğazını kesip kurban edecekken, azrail, gökten bir keçiyle çıkagelmiş, 'kızı bırak, al bu keçiyi kurban et' demiş"!
dinleyenlerden biri dayanamamış:
"yahu bunun neresini düzelteyim; hz. davut değil hz. ibrahim; kız değil erkek; ayşe değil ismail; azrail değil cebrail; keçi değil, koç"!
yemek yapmayı bilmeyen erkek
ailesinden ayrı yaşayamaz.
yemek yapmayı bilmeyen erkek
Kazak geçinen erkektir. Beceri yoksunudur.
puanlama sistemi
#hippizibidi güzel bir entry yazmış. Dikkate almakta yarar var. Puan diye bir şey varsa sıfırlanması kimsenin hoşuna gitmez. Entry ve başlık için aynı puanın verilmesi isabet olmuş. Yalnız bu puanlama sistemi sözlüğe yeni dahil olacakların yukarılara çıkmasına engel olabilir görüşüne ben de katılıyorum. Bu da acaba yenilerin motivelerini azaltır mı bilemiyorum.
nimet abla gişesi
İstanbul Eminönü'nde milli Piyango bayisi ilk bayi aynı zamanda , Türkiye Satış rekortmeni .
fırat'ın doğusuna yapılan operasyonun beklemeye alınması
ABD'nin çekilme kararından dolayı karalaştırıldığı belirtilen durumdur. "ucu açık bir bekleme süreci değil" olarak değerlendirilmiş olup sadece PKK/PYD değil deaş kalıntılarının da temizliğinin yapılacağı söylenmiş.
kaynak
kaynak
aile hekimleri
İyi bir uygulama ,doktor kendini Size sevdirdiyse mükemmel,zevkle gidersiniz yada bunun tersi kıl biriyse mecburiyetten.
unutulamayan ilkokul efsaneleri
okulun altındaki kırık camlı kalorifer dairesinin karanlık izbe ve hayaletli oluşunu unutmam. simitçide bir çocuğa sıçan kuyruklu simit çıkmış efsanesini. sopalardan koleksiyon yapan onlara numara veren bu numaralara göre çocuk döven müdür yard. ki bir çocuğu bütün okulun önünde bir tekme tokat dövdü hala hatırlarım. ama yurdum işte normalmiş gibi hayat devam etti iyiki yeterli olmasa da edevlet var internet var bazıları nefret ediyor ama tweetter var. beyefendi müdürü harika şafakat hocamı. 1. sınıfın ilk üç ayında 3 öğretmen değişimini. kenan evren şehre gelecek diye saatlerce yol kenarında bekleyişimizi. bir de yayaya şaşaşa diye slogan attırdılar. lan ne insanlarmış resmen korku ülkesi be. sonunda da gelmedi. içeri girdik. bir öğretmenimizin derste kolonya içişini. harika kızlar vardı kardeşlerim benim. erkekleri genelde sümüklü hatırlıyorum. ekonomik durumundan dolayı normal kumaş alamayan öğrencilerin parlak kumaş siyah önlüklerini. hele kız önlüğünden çevirme erkek önlüklerini ki yıllar sonra çözdüm o modelleri. beyaz yakaları. eriş sakızını tipi tipi açık gofretleri. yerli malını. öğretmenin bize sevgisini. sıraya geçmemizi istiklal marşını sonra dağılışımızı lan sanki hapishaneden kaçıyorduk. adımın tahtaya hiç yazdırmadan mezun oluşumu. unutmam. yetimhanede kalan arkadaşımı. okul yolunun yokuşunu.
bir garip serçe
Her şeyi nick olarak gören gözlerime beynim de ayak uydurmuş. Yine nick sandım
turkcell'in bir kalp mama projesi
Gsm şirketi turkcell yurt içinde bulunan 1500 mağazasının önüne mama ve su kapları koyarak hayvan dostlarının yemek ve su ihtiyaçlarını kısmen de olsa giderebilme projesini reklam filmiyle tanıttı. Özellikle kış mevsiminin de gelmesiyle soğuk kış gecelerinde mağduriyet yaşamamaları adına mağazalarının kapısını minik dostlarına açıyor olması manidardır.
Son zamanlarda yaşanan hayvana şiddet temalı haberlerden sonra böyle haberlerin geliyor olması da bir parça da olsun mutluluk namına dikkat çekmiştir.
Turkcell kendi Twitter hesabından #birkalpmama etiketiyle duyurduğu reklam filmini izlemek isteyenler için buyrunuz.
Son zamanlarda yaşanan hayvana şiddet temalı haberlerden sonra böyle haberlerin geliyor olması da bir parça da olsun mutluluk namına dikkat çekmiştir.
Turkcell kendi Twitter hesabından #birkalpmama etiketiyle duyurduğu reklam filmini izlemek isteyenler için buyrunuz.
görme engelli çocuğun kaldırıma park eden arabaya çarpması
Türkiye'nin en büyük malum sorunlarından birisi de 'otopark' hususudur. Bu olayda ilk suçlu elbette ki kaldırıma araç çeken otomobil sürücüsüdür. Diğer suçlu da aheste aheste yanında refakat eden kişidir. Otomobile çarpmış Allah'tan ya rögar kapağı açık olsaydı ve o çukurdan aşağıya düşseydi o çocuk demekten geri alamadım kendimi.
Şimdi dönelim otopark mevzusuna; Bitişik nizam bloklu yapıların yasalar gereği il,ilçe belediyelerince konut ve ticari alanlardaki otopark yönetmeliğince uygulamaları (bana göre yanlış olsa dahi) usulen şu şekilde oluyor. Bitişin nizam yapılar arsaların tamamını kullanarak yapı kullanma hakkına sahiptirler. Haliyle arsaların tamamını kullandıkları için otopark yönetmeliğince atıyorum 30 dairelik blokta 1/3'ü kadar otopark şartını sağlamanız gerekiyordu (eski yasaya göre) yani 10 araçlık alan göstereceksiniz demek oluyordu parselinizde. Bitişik nizamda yukarıda yazdığım konudan dolayı tüm parsel alanı kullanınca geriye alan da kalmayınca otopark gösteremediğin sayı adetince belediyelerinize otopark bedelini yatırarak ruhsatınızı alabiliyordunuz. Bu konu şimdi her daire sayısına göre 1 otopark alanı sağlanacak şekilde düzenlenmiştir. Tabi belediyeler otopark bedellerini bu şekilde toplayarak belediye sınırlarında ileride bu meblağ sonrası katlı otopark yaparak şehrin bir nebze düzenini sağlamakla yükümlüdür. İşin yönetmelik kısmından çok uygulamadan çözümlerin yönetmeliklerle çeliştiği konusuna parmak basıyorum. Otopark gösterilmeyen, yol kenarlarında dahi ilkel olsa dahi park yeri bulunmayan, üstelik yasak ta konulmayan her yere arabanızı park etmekte özgür olduğunuz için kaldırıma araba çekilmiş mevzsunu çok ta yadırgamadığımı söyleyebilirim. Engeli olmayan kişiler olarak dahi tretuvar yani kaldırım genişlikleri dahi yeterli olmuyor iken engelliler için konulan uyduruk sarı bantlı şeritleri bir de o yetersiz kaldırıma ekleyip üstüne de araba çekilmiş olması yeme de yanında yat dedirtir adama.
Şimdi dönelim otopark mevzusuna; Bitişik nizam bloklu yapıların yasalar gereği il,ilçe belediyelerince konut ve ticari alanlardaki otopark yönetmeliğince uygulamaları (bana göre yanlış olsa dahi) usulen şu şekilde oluyor. Bitişin nizam yapılar arsaların tamamını kullanarak yapı kullanma hakkına sahiptirler. Haliyle arsaların tamamını kullandıkları için otopark yönetmeliğince atıyorum 30 dairelik blokta 1/3'ü kadar otopark şartını sağlamanız gerekiyordu (eski yasaya göre) yani 10 araçlık alan göstereceksiniz demek oluyordu parselinizde. Bitişik nizamda yukarıda yazdığım konudan dolayı tüm parsel alanı kullanınca geriye alan da kalmayınca otopark gösteremediğin sayı adetince belediyelerinize otopark bedelini yatırarak ruhsatınızı alabiliyordunuz. Bu konu şimdi her daire sayısına göre 1 otopark alanı sağlanacak şekilde düzenlenmiştir. Tabi belediyeler otopark bedellerini bu şekilde toplayarak belediye sınırlarında ileride bu meblağ sonrası katlı otopark yaparak şehrin bir nebze düzenini sağlamakla yükümlüdür. İşin yönetmelik kısmından çok uygulamadan çözümlerin yönetmeliklerle çeliştiği konusuna parmak basıyorum. Otopark gösterilmeyen, yol kenarlarında dahi ilkel olsa dahi park yeri bulunmayan, üstelik yasak ta konulmayan her yere arabanızı park etmekte özgür olduğunuz için kaldırıma araba çekilmiş mevzsunu çok ta yadırgamadığımı söyleyebilirim. Engeli olmayan kişiler olarak dahi tretuvar yani kaldırım genişlikleri dahi yeterli olmuyor iken engelliler için konulan uyduruk sarı bantlı şeritleri bir de o yetersiz kaldırıma ekleyip üstüne de araba çekilmiş olması yeme de yanında yat dedirtir adama.


