Güven Sözlük - Güncel Başlıklar ve Entry'ler
türkiyede muhalefet
iktidarın yaptığı, yapacağı her icraatın karşısında olmaktır. icraatin kendi projeksiyonları ile uyumu, tabanın isteği hatta milli menfaatler bile bu karşıtlığı durduramaz efendim. çünkü gelişmemiş demokratik bilinç "o yanlış dersem beni seçerler" bozuk mantığına sahiptir. bu karşıtlık bir domino etkisi yaratır ve önce itham edilen hükümete sirayet eder. hükümet, bu defa muhalefetten gelecek her teklifi yine aynı saiklere uysun uymasın, "madem o benim herşeyime karşı o zaman ben de karşıyım" diye trip atarak reddeder. ortada birbirinin hiç bir görüşünü benimsemeyen iki farklı fraksiyon doğunca, seçmen kitlesi de ayrışır. siyasi parti oylaması, önceleri vatandaşın pragmatist yaklaşımı ile şekillenirken, şimdilerde adeta bir futbol klübü taraftarlığının verdiği kör inada dönüşür. beyazlar ve siyahlar ayrışır ve ortada "gri de var beyler" diyen objektivitesini kaybetmemiş seçmen kategorize edilmeye zorlanır. "ya şucusun, ya bucu" enfeksiyonu yavaş yavaş tüm seçmen kitlesine yayılır. Örneğin; Kemal Kılıçdaroğlu "özel yetkili mahkemeler hukuk dışıdır" dediğinde buna katılırsan CHP'lisindir. Yıllar sonra AKP bunu kaldırdığında buna katılırsan AKP'lisindir. Doğru tektir oysa. Doğruyu hükümet partisi de yapabilir, muhalefet de vaad edebilir. Hangisi işime geliyorsa vatandaş olarak ona oy vermem gerekir. Hatırlıyorum, doksanlarda babalarımız ideolojik olarak birbirinden ayrı partilere oy veriyordu. Bunun sebebi partilerin vatandaşın farklı ihtiyaçlarına hitap etmesiydi. Yıllar sonra politize olduk ve bu faydacı yaklaşımı tamamen kaybettik. "O yapıyorsa haklıdır, o söylüyorsa doğrudur"a evrilen sabit fikir kronikleştikçe, Türkiye'de hükümet ve muhalefet ayrımı bambaşka bir savaşa dönüştü. Bugün kim "doları 1 lira yapacağız, asgari ücret 3000 TL olacak, terörü şöyle bitireceğiz, memleketi böyle kalkındıracağız" derse ona oy veririm. Neden onun ideolojik yaklaşımı beni ilgilendirsin ki? Ha, baktım vaadlerini yaptı ama bana veya ülkeme zararı dokundu.. Bir daha da oy vermem, siyaset arenasından silinir gider. Seçmen böyle olursa kandırılmayız.
yazarların başına gelen ilginç olaylar
Tamam hepimiz realist düşünen, mantıklı bir adam resmi çizmek istiyoruz ve "uzaylı" kelimesini ciddi ciddi konuşamıyoruz. Ben meteoroloğum. Bırakın gök cismini, havadaki partiküllerin ışın kırılmalarına kadar hakimim.
Parliament Pazar Gecesi sinemasını ailecek izlediğimiz günlerdi. Film bittikten sonra taze kavrulmuş çekirdek almak üzere sokağa fırladık. İstemsizce, belki de filmden etkilemişiz, akşam saatleri gökyüzüne bakma ihtiyacı hissettim. Tam üstümden daire şeklinde, mavi ve sarı ışıklarıyla bir cisim geçti. Aramızdaki mesafe maksimum 200 metre.. O kadar net seçtim ki, oturup resmini dahi çizebilirim. İlk şoku atlatınca izlediğim ufo filminin etkisinde kaldığımı düşündüm. Ancak sokağa baktığımda bir kaç kişinin daha aynı cisme hayretle baktığını, bazılarının yere kapaklanmış ağladığını gördüm. Cisim yavaşca dönük olduğum yöne doğru hareket ettiğinden, kaybolana kadar çıplak gözle (tabi o zamanlar böyle akıllı telefonlar yok) gözlemleme şansı buldum. Cisim dünya ile yatay düzeyde hareket ettiği halde sanki bir elbisenin yırtığı gibi gökyüzünde havanın içinde kayboldu. Tam güneş batmak üzere olduğundan bulutlar seçilebiliyordu. Cisim bulutsuz bir havada, adeta boyut değiştirdi. Sonra aynı tecrübeyi yaşadığımız insanlara fikirlerini sordum. Kimisi korkudan konuşamadı, kimisi heyecandan dili tutuldu, kimi gördüğünü inkar ederek ortamdaki en mantıklı insan olduğunu kanıtlama çabasındaydı. Bu olaydan sonra "toplu halüsinasyon" dedikleri naneyi de araştırdım ama öyle birşey değildi. Bu hikayeden bir kaç ders çıkardım: İlk olarak, bu uzaylılar dediğimiz her ne ise 'ki kendimi gizli kalmış insan teknolojilerinin olduğuna inandırmaya çalışıyorum' bir şekilde beyin dalgalarımızla iletişim halindeler. Bir grup insanın aynı anda gökyüzüne bakma ihtiyacı kendiliğinden oluşmuş olamazdı. İkinci olarak bu araçlar bir şekilde ışık teknolojisi kullanıyorlar. Bu garip foton gemilerinin gözle görülememesinin sebebi de bu olabilir. Çünkü nesneleri üzerinden yansıdığı ışık sayesinde görürüz. Son olarak, "gelişmiş teknoloji" dediğimiz üstünlükler, bu yabancıların bizden daha zeki olduğunu veya bizden daha akıllı olduğunu göstermez. Bir balık, suyun üstündeki bir sineği avlarken sudaki kırılmayı hesaplayabilir. İnsanda böyle bir özellik olmadığı için balık insandan üstün teknolojiye sahiptir ama daha üstün, daha akıllı değildir. Uzaylılara inanıyor muyum? Hayır.. ama ufolara inanıyorum
Parliament Pazar Gecesi sinemasını ailecek izlediğimiz günlerdi. Film bittikten sonra taze kavrulmuş çekirdek almak üzere sokağa fırladık. İstemsizce, belki de filmden etkilemişiz, akşam saatleri gökyüzüne bakma ihtiyacı hissettim. Tam üstümden daire şeklinde, mavi ve sarı ışıklarıyla bir cisim geçti. Aramızdaki mesafe maksimum 200 metre.. O kadar net seçtim ki, oturup resmini dahi çizebilirim. İlk şoku atlatınca izlediğim ufo filminin etkisinde kaldığımı düşündüm. Ancak sokağa baktığımda bir kaç kişinin daha aynı cisme hayretle baktığını, bazılarının yere kapaklanmış ağladığını gördüm. Cisim yavaşca dönük olduğum yöne doğru hareket ettiğinden, kaybolana kadar çıplak gözle (tabi o zamanlar böyle akıllı telefonlar yok) gözlemleme şansı buldum. Cisim dünya ile yatay düzeyde hareket ettiği halde sanki bir elbisenin yırtığı gibi gökyüzünde havanın içinde kayboldu. Tam güneş batmak üzere olduğundan bulutlar seçilebiliyordu. Cisim bulutsuz bir havada, adeta boyut değiştirdi. Sonra aynı tecrübeyi yaşadığımız insanlara fikirlerini sordum. Kimisi korkudan konuşamadı, kimisi heyecandan dili tutuldu, kimi gördüğünü inkar ederek ortamdaki en mantıklı insan olduğunu kanıtlama çabasındaydı. Bu olaydan sonra "toplu halüsinasyon" dedikleri naneyi de araştırdım ama öyle birşey değildi. Bu hikayeden bir kaç ders çıkardım: İlk olarak, bu uzaylılar dediğimiz her ne ise 'ki kendimi gizli kalmış insan teknolojilerinin olduğuna inandırmaya çalışıyorum' bir şekilde beyin dalgalarımızla iletişim halindeler. Bir grup insanın aynı anda gökyüzüne bakma ihtiyacı kendiliğinden oluşmuş olamazdı. İkinci olarak bu araçlar bir şekilde ışık teknolojisi kullanıyorlar. Bu garip foton gemilerinin gözle görülememesinin sebebi de bu olabilir. Çünkü nesneleri üzerinden yansıdığı ışık sayesinde görürüz. Son olarak, "gelişmiş teknoloji" dediğimiz üstünlükler, bu yabancıların bizden daha zeki olduğunu veya bizden daha akıllı olduğunu göstermez. Bir balık, suyun üstündeki bir sineği avlarken sudaki kırılmayı hesaplayabilir. İnsanda böyle bir özellik olmadığı için balık insandan üstün teknolojiye sahiptir ama daha üstün, daha akıllı değildir. Uzaylılara inanıyor muyum? Hayır.. ama ufolara inanıyorum
rahatlatıcı kokular
İlkokuldaki pembe, arılı silginin kokusu. Meret öyle bişeydi ki bütün okul buldu mu tinerci gibi içine çekmek için yarışırdı :)
ego
Marvel çizgi romanlarında yer alan; üstün güçlere sahip, yaşayan bir gezegenin adıdır. Sinematik evrende Galaksinin Koruyucuları ekibinden Star Lord'un biyolojik babasıdır.
kuran-ı kerim
"Bütün kitaplar aslında tek bir kitabı anlamak içindir" sözünün içindeki yüce kitap. Her ne kadar adı kitap olsa da, aslında bir sözlü anlatıma sahiptir. Nitekim "yaz bakalım Allah bana şöyle söyledi" şeklinde değil de "De ki..." gibi bir anlatım şekli, vahyin doğrudan, yorumsuz anlatıldığına bir kanıt olarak görülebilir. Bir kitap mantığı ile değil, teşbihte hata olmaz bir konferans notları gibi düşünürseniz, okuduğunuzda anlatılmak isteneni daha farklı anlayabileceğinizi düşünüyorum. Çünkü birbirinden farklı mealler arasında "Hangi Kuran?" sorusunu doğuracak bir buhran iklimindeyiz. Bu minvalde küçük bir kıssa paylaşayım:
Zamanın birinde bir gayrimüslim, "Kuranda herşeyi bulabilirsiniz" diyen imamı rezil etmek için yanına yaklaşır.
-İmam efendi! Kuranda herşeyi bulabilirsiniz diyorsun ama öyle şeyler var ki Kuran'da bence yok!
+ Ne mesela efendi?
- Örneğin.. Ne bileyim.. Mesela bir çuval undan kaç ekmek çıkacağı yazmıyor mesela..
İmam adamın kolundan tutup "Gel benimle!" der ve camiden çıkıp pazara doğru giderler. Fırıncının yanına geldiklerinde İmam sorar:
- Ustam bir çuval undan kaç ekmek çıkar?
+ Takribi 200 ekmek hocam.. der fırıncı
İmam adama dönüp "200 ekmek çıkarmış gördün mü?" der. Gayrimüslim adam şaşkındır:
- İyi de hocam, biz bunu Kuran'dan değil ustadan öğrendik?!
İmam gülümseyip cevap verir:
+ Efendi, bizi buraya Kuran getirdi. Yüce Allah Nahl Suresi 43.ayette der ki "Bilmediğinizi gidin, ehline sorun.."
Zamanın birinde bir gayrimüslim, "Kuranda herşeyi bulabilirsiniz" diyen imamı rezil etmek için yanına yaklaşır.
-İmam efendi! Kuranda herşeyi bulabilirsiniz diyorsun ama öyle şeyler var ki Kuran'da bence yok!
+ Ne mesela efendi?
- Örneğin.. Ne bileyim.. Mesela bir çuval undan kaç ekmek çıkacağı yazmıyor mesela..
İmam adamın kolundan tutup "Gel benimle!" der ve camiden çıkıp pazara doğru giderler. Fırıncının yanına geldiklerinde İmam sorar:
- Ustam bir çuval undan kaç ekmek çıkar?
+ Takribi 200 ekmek hocam.. der fırıncı
İmam adama dönüp "200 ekmek çıkarmış gördün mü?" der. Gayrimüslim adam şaşkındır:
- İyi de hocam, biz bunu Kuran'dan değil ustadan öğrendik?!
İmam gülümseyip cevap verir:
+ Efendi, bizi buraya Kuran getirdi. Yüce Allah Nahl Suresi 43.ayette der ki "Bilmediğinizi gidin, ehline sorun.."
drone
3.Dünya savaşının tetikleyicisi olacağını düşündüğüm mini helikopter..
Drone teknolojisi o kadar ilerledi ki; radarda görünmeyen, 300 km/h yapabilen, 250 kg taşıma kapasitesi ile bu araçlar geleceğin yeni terminatörleri olacaklar. Unutmayın, Hiroşima'yı yerle bir eden atom bombası sadece 100 kg idi..
2018 'de Suudi Arabistan'da karadan
2019'da Yemen'de denizden
bombalı drone'ların; hiç bir teknolojik hava savunma sistemine yakalanmadan, uzun menzilli askeri üslere dahi girebileceği kanıtlandı.
Akdeniz'deki bir Amerikan gemisinden havalanacak olanın menzilini siz düşünün..
Drone teknolojisi o kadar ilerledi ki; radarda görünmeyen, 300 km/h yapabilen, 250 kg taşıma kapasitesi ile bu araçlar geleceğin yeni terminatörleri olacaklar. Unutmayın, Hiroşima'yı yerle bir eden atom bombası sadece 100 kg idi..
2018 'de Suudi Arabistan'da karadan
2019'da Yemen'de denizden
bombalı drone'ların; hiç bir teknolojik hava savunma sistemine yakalanmadan, uzun menzilli askeri üslere dahi girebileceği kanıtlandı.
Akdeniz'deki bir Amerikan gemisinden havalanacak olanın menzilini siz düşünün..
ci cı cu cü olmak
Cemil Meriç bunu biraz metaforik ifade etmiş:
"-izm'ler fikirlerimize giydirilmiş deli gömlekleridir"
"-izm'ler fikirlerimize giydirilmiş deli gömlekleridir"
kerim
burada yeniyim, bir kaç giri yazayım dedim, giri ne demek arkadaş kim icat etmiş bunu bu nasıl bir tanımlama "giri" neyse bunu geçiyorum :) sağ olsun bazı arkadaşlar beğenip sıcak bir karşılama yapmışlar. Hoş geldin demişler hoşbulduk efendim :) fakat bana dair yüksek beklentileri de beni strese sokmadı değil, kendilerine teşekkür edip cevap yazayım mı yazmayım mı diye kararsız kaldım bir süre. Dedim ya yeniyim henüz kuralları okumadım, açıkçası okumayı düşünmüyorum :) Buradan kendilerine teşekkürü de borç bilir en içten sevgi ve saygılarımı sunarım.
ego
"id" ile "ego" arasındaki anlamsız çekişmenin arasında kalmaktan bunalmış ve benim derdime ne lan ...... diye bir sürü sitemi sıralayıp ...... yapacağınız işe diye gidip küstüğü de olur.
drone
insansız hava araçlarına (İHA) genel olarak drone adı verilir. askeriye, tarım, film-dizi sektörü, arama kurtarma gibi birçok amaca hizmet etmektedir. bunların haricinde amatör olarak drone kullananlar da mevcut. amatör kullanımda uluslararası yarışmalar düzenlenmektedir.
ülkemizde 500gr altındaki drone türevleri sivil havacılık genel müdürlüğü tarafından kayıt altına alınmamaktadır ancak 500gr üstü cihazların kaydı zorunludur. ülkemizde drone uçurabilmek için drone ehliyeti almanız gerekiyor. ehliyet haricinde hangi tarihlerde drone uçuracaksanız birkaç hafta öncesinden sivil havacılık genel müdürlüğünden izin almanız gerekmektedir, aksi takdirde ceza kesiliyor
ülkemizde 500gr altındaki drone türevleri sivil havacılık genel müdürlüğü tarafından kayıt altına alınmamaktadır ancak 500gr üstü cihazların kaydı zorunludur. ülkemizde drone uçurabilmek için drone ehliyeti almanız gerekiyor. ehliyet haricinde hangi tarihlerde drone uçuracaksanız birkaç hafta öncesinden sivil havacılık genel müdürlüğünden izin almanız gerekmektedir, aksi takdirde ceza kesiliyor
rahatlatıcı kokular
Yağmur dindikten sonraki toprak kokusu - bebek kokusu - anne kokusu.
halil cibran
sanat adına pek çok özellik barındıran birisidir. kendisi lübnan asıllı bir amerika vatandaşıdır. hayatı boyunca çok zorluklar yaşamış, gerek ailevi hayatı gerek maddi durumu sebebiyle bir çok probleme göğüs germiş birisidir. mısırlı bir arap yazar ile mektup aşkı yaşamıştır. yaşadığı dönem 1920'li yıllar olduğu için bu durum çok normaldir. bu aşkı hep mektup üzerinde olmuş, hiç bir araya gelememişlerdir. buna rağmen bir çok başarılı şiiri, resim çalışmaları mevcuttur. En ünlü eseri ermiş isimli kitabıdır. bir çok eseri dilimize çevrilmiştir.
ayrıca bilgelik kokan onlarca sözü vardır, taşıdığı filozofluk ünvanına yakışır sözlerdir. bunlardan bir kısmı:
-Istırap en güçlü ruhları ortaya çıkarır; en büyük karakterler kurumuş yaralarla doludur.
-Bil ki: Çıplak ayaklarını duyumsayınca düğün bayram eder toprak; rüzgâr, saçlarınla oynamak için yanıp tutuşur.
-Mesafeler bırakın birlikteliğinizde.
-Ayrılık günü gelip çatıncaya dek böylesine yüce olduğunu hiç bilememiştir sevgi.
-Sizler, evlatların birer canlı ok gibi fırlatıldıkları yaylarsınız.
-Dostluğunuzun uyumunda bırakın kahkahalar yükselsin ve zevkler paylaşılsın. Çünkü kalbiniz, küçük şeylerin üstüne düşen çiğ damlalarında kendi aydınlığına -erişir ve yeniden hayat bulur.
-Arkadaşlık her zaman için tatlı bir sorumluluktur, asla bir fırsat değil.
-Acınız, anlayışınızı kuşatan kabuğun kırılışıdır.
-Malınızdan mülkünüzden verdiğinizde pek fazla bir şey vermiş sayılmazsınız. Gerçekten vermek kendinden vermektir.
-Ağlamayan bilgelikten, gülümsemeyen felsefeden ve bir çocuk önünde başını eğmeyen gururdan beni uzak tutun.
ayrıca bilgelik kokan onlarca sözü vardır, taşıdığı filozofluk ünvanına yakışır sözlerdir. bunlardan bir kısmı:
-Istırap en güçlü ruhları ortaya çıkarır; en büyük karakterler kurumuş yaralarla doludur.
-Bil ki: Çıplak ayaklarını duyumsayınca düğün bayram eder toprak; rüzgâr, saçlarınla oynamak için yanıp tutuşur.
-Mesafeler bırakın birlikteliğinizde.
-Ayrılık günü gelip çatıncaya dek böylesine yüce olduğunu hiç bilememiştir sevgi.
-Sizler, evlatların birer canlı ok gibi fırlatıldıkları yaylarsınız.
-Dostluğunuzun uyumunda bırakın kahkahalar yükselsin ve zevkler paylaşılsın. Çünkü kalbiniz, küçük şeylerin üstüne düşen çiğ damlalarında kendi aydınlığına -erişir ve yeniden hayat bulur.
-Arkadaşlık her zaman için tatlı bir sorumluluktur, asla bir fırsat değil.
-Acınız, anlayışınızı kuşatan kabuğun kırılışıdır.
-Malınızdan mülkünüzden verdiğinizde pek fazla bir şey vermiş sayılmazsınız. Gerçekten vermek kendinden vermektir.
-Ağlamayan bilgelikten, gülümsemeyen felsefeden ve bir çocuk önünde başını eğmeyen gururdan beni uzak tutun.

en sevilen replikler
Arzu ettiğin şeyler, beklemekten vazgeçtiğin anda gerçekleşir. Bu; hayatın "sen bakarken soyunamıyorum" deme şeklidir.
türkiyede muhalefet
Türkiyede muhalefet olmak boş yapmaktır efenim. Konuşmak, konuşmak için konuşmak ve hiç susmamak.. arada "falanca şunu yaparsa istifa edeceğim" diyip heyecan yaratmak belli bir noktadan sonra onu bile yapamamak. Laf olsun torba dolsun. Para sizin cebinize akıyor tabi. Yaşıyorsunuz bu hayatı.