Güven Sözlük - Güncel Başlıklar ve Entry'ler

kardan adam

nushirevan nushirevan · 17.03.2019 12:29 · 835 · #50789
adamdan saymadığımdır:

Kar yığını altında bekliyor kıvamını
Birileri yapacak "adam"ın devamını
Küçük eller yoğurup görecek büyük düşler
Büyük küçük demeyen, kış yüküne yük işler
Adamı kardan yapmak zaten çocukça biraz
Çocuk istiyorsa da kabul etmez itiraz
İyi de neden yapmak bu yığından adamı?
Adam olmaksa amaç, bu mu yolu yordamı?
Kömür gözlü bir şişman, dimdik havuç burunlu
Atkısı bile eski, nerden baksan sorunlu
İki üç kardan topu yuvarlayıp dizdiler
"Adamlık hani nerde?" ona ilgisizdiler
Karbeyaz çirkin adam! Masum bir hilekarsın!
Seni şimdi yıkayım, sen adamsan kalkarsın!
Upvote 1
Downvote 0
1

venezuela

nushirevan nushirevan · 17.03.2019 12:22 · 880 · #50785
Varolan devasa altın rezervi Londra'da muhafaza ediliyor olup, yaşadığı sıkıntılardan kurtulmak için geri alamadığı ülkedir.
Dünyada paranız, karşılığı olan altın rezerviniz kadardır. Bu kadar basit bir kuralı bilmeyen yazarlarımızın olmasına üzüldüm. dingiltere eğer Maduro'nun altınlarını geri verseydi, süper enflasyonla mücadele edilebilecekti. Demek ki neymiş?

so sorry guys but ''dıj güşler'' does quite exist!
Upvote 0
Downvote 0
0

din istismarı

nushirevan nushirevan · 17.03.2019 12:11 · 573 · #50783
İstismarın bir çok alanda olduğu gibi din'e de sirayet ettiğinin bir göstergesidir.

Din düşmanlığının da önünü açan bu istismarlar, gerçekte dinin değil şahısların sorunudur. Sonradan müslüman olan ve adını Yusuf İslam olarak değiştiren ingiliz şarkıcı Cat Stevens şöyle diyor:

"Müslümanları görseydim Müslüman olmazdım, iyi ki İslamı Kur'an' dan öğrenmişim."

Derler ki:

Hz.Musa bir gün çölde bir çobana rastlar. Çobanın işitilecek kadar yüksek sesle kendi kendine şu şekilde konuştuğunu görür:

- Ey kerem sahibi olan Allah'ım! Neredesin ki sana kul kurban olayım? Çarığını dikeyim, saçını tarayayım.. Elbiseni yıkayım, bitlerini kırayım.. Ey yüce Rabbim, sana taze süt ikram edeyim? Bütün keçilerim kurban olsun sana!

Bunu gören peygamber şaşırır ve sorar:

- Sen kiminle konuşuyorsun?

Çoban:

- Yeri göğü yaratan Allah'ımla konuşuyorum..

Hz.Musa çobanı azarlar:

- Söylediklerin çok yanlış! Allah insan mıdır ki böyle yakıştırmalar yapıyorsun! Ona bu şekilde hitap edilmez!

Cahil çobanın dünyası başına yıkılır. Ne diyeceğini bilemediği için utanç ve pişmanlıkla oradan kaçar ve çöllere doğru amaçsızca koşar..

Biraz sonra Cebrail Allah'u Teala'nın hitabını söyler:

- Ey Musa.. Senin görevin insanları bizden uzaklaştırmak mı yoksa yakınlaştırmak mı? Neden o saf kulumuzu bizden ayırdın? Biz söze, dile bakmayız.. Gönüle ve hâle bakarız..

***

Uzaklaştırmayın, yakınlaştırın..
Upvote 1
Downvote 0
1

8 mart dünya kadınlar günü

nushirevan nushirevan · 17.03.2019 12:05 · 676 · #50782
Geçmişte yaşanan üzücü hadiseleri hatırlatan bir gündür.

Osmanlı hanedanının sürgün edildiği yıllarda telgrafına,

“Ankara'da, Türkiye Reisi cumhuru Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri'ne”

diye başlayan Sultan Abdülhamid'in kız kardeşi Seniha Sultan'ın, Kemal Paşa'dan tek dileği şudur:

“78 yaşındayım. Odadan bile çıkmak iktidarına mâlik bulunmadığımdan karar-ı ahire tebaiyet maddeten imkân haricindedir. Hayattan artık bir nasibi kalmamış olan benim gibi bir ihtiyarın takarrüp eden son günlerini odasında geçirmeye müsaade buyurmanızı istirham eylerim. Seniha binti Abdülmecid”

Sonra ne mi olur? Yaşlı sultanın isteği reddedilir ve karga tulumba gemiye bindirilip sürgüne gönderilir. Fransa'nın Nice şehrindeki rutubetli bir hizmetçi odasında, fakir ve kimsesiz biri olarak vefat eder..

Entry görseli
Upvote 1
Downvote 1
0

üstün dökmen

nushirevan nushirevan · 17.03.2019 11:39 · 298 · #50776
torunlarına sobada ekmek yapıp arasına tulum peyniri koyan nene'nin etraf kirlenmesin diye torunlarına söylediği sözdür ''üstün dökmen.. dökmen haa guzuum''
Upvote 3
Downvote 0
0

türkiye ekonomisi

nushirevan nushirevan · 17.03.2019 11:37 · 1121 · #50775
''cari açık rekor seviyede arttı'' diyenlerin çoğunluğunun ''cari açık''ın ne olduğuna dair bile bir fikrinin olmadığı konudur. dünyanın en borçlu ülkeleri, aynı zamanda dünyanın en büyük ekonomileridir. bunu bilimsel terimlerle anlatmak yerine basit bakkal hesabı yapalım:

bir bakkalın elinde 5 TL var. kilosu 1 TL'den 5 kilo limon alıyor.
2 TL'den satıyor, elinde 10 TL var. üstelik hiç de borcu yok.

diğer bakkalın elinde de 5 TL var. kilosu 1 TL 'den, 5 TL'si borç olmak üzere bu defa 10 kilo limon alıyor.
2 TL'den satıyor, elinde 20 TL var. 5 TL borcunu ödüyor. Cebinde 15 TL var. üstelik hiç de borcu kalmamış.

Elindeki limonu satmadan önce bakkallara gidip sorarsanız, birinci bakkalın daha karlı gibi göründüğünü zannedebilirsiniz. oysa ikinci bakkal, borçlu görünmesine rağmen birinciden 5 TL daha zengin, 5 kilo daha fazla limon alma potansiyeline sahip.

Her geçen yıl büyüyen Türkiye ekonomisindeki borç yükü de bundan ibaret.
Upvote 1
Downvote 0
0

sözlük yazarlarının kaleminden şiirler

nushirevan nushirevan · 17.03.2019 11:24 · 1557 · #50774
Suriyeli bir gençten dinlediğim şeylerden dilime dolananlar..

Süleyman'a...

Çorba pişiriyordu kısık ateş üstünde
Bombalar uçururken zalim kalleş üstünde
Harabe bir binanın eviydi sundurması
Bulguru ekmek idi, soğan cennet hurması
İki kızı bi oğlu dayamışlar sırtını
Bir taş duvar yastık, karton sarmış altını
Kızları sarılmışlar ısınmak için güya
Hava öyle soğuk ki sarılmak bile rüya
Oğlan en küçük ama eller cepte ve mağrur
Erzağı getirmiş ya, delikanlıda gurur
Yaşın dokuz Süleyman! savaş büyük yaşından
Eve sahip çıkmayı atsa küçük başından
Yardım kamyonlarını kovalamakta ömür
Süleymanın gözleri, elleri bile kömür
Bir keresinde asker doğrultmuş da silahı
Geri durmak bilmemiş, "durma" demiş Allah'ı
Şahadet getirip de yürümüş üzerine
Tehdidini duymamış, bakmamış mavzerine
Asker tedirgin olmuş, korkmuş bu Süleyman'dan
Süleyman anlatıyor, dinliyorlar yalandan
Bu çorba ısınmadan içleri ısınıyor
Biraz da Süleyman sabırları sınıyor
"Yapma be Süleymanım! Asker geri durur mu?
Kıyamamıştır sana, korkan asker olur mu?
Süleyman kızar ama ablalarına kıymaz
Zira onlar yerine kimsecikleri koymaz
Ablaları da bilir Süleyman yüreğini
O asker görse korkar yüreğin çeyreğini
İki kızcağız cılız kollarını sarmışlar
Un ufak umutları, kardeşliğe karmışlar
Gülsüm ile Alime henüz on beşindeler
Tavansız dört duvarı ev yapma peşindeler
Sabah Alime bulmuş iki örtü getirmiş
Veriyor Gülsüm'üne, neymiş? onlar gelinmiş
Gülsüm'e yeter zaten kırık ayna parçası
Örtünüp dönüyor şöyle, sanki bir ay parçası
Plastik kasalardan mutfak yapmışlar bi de
Vidaları kuşbaşı, levha oluyor pide
Hayal dünyalarında kimseden etmez talep
Zira hayallerine dünyada yetmez Halep
Kızlar büyümüş ama ne de olsa çocuklar
İmanları tamsa da yetkinlikte buçuklar
Anaları olmasa kim pişirir çorbayı?
Laf dinler mi Süleyman? kim giydirir urbayı?
Bir şehir yıkılır da kalır ya hep camisi?
Öyle bir ana Minel, çocukların hamisi
Yetmiş iki milletin askerleri içinde
Amerikalısı gelmiş, Fransızı da Çin de
Musallat olmadan bir günleri geçmezdi
Her gün bomba yağdırır; kadın, çocuk seçmezdi
Kızları büyüyünce hepten bozuldu niyet
Yoksa yılar mı Minel, caydırmazdı eziyet
Köpekler gibi yer onların enikleri
Çoğu geceler aç yatarken minikleri
Göçülür müydü yurttan; naçar, ata, babasız
Kalınır mıydı burda, aç açıkta sobasız?
İki taşın üstünde kaynayan çorba bile
Eski bir tenekeden, geliyor hurda dile
"Ey kadın ne işin var, burda safi sübyanla
Evine dönsen ya sen, kaldın börtü çıyanla?
Yaptığın çorba yavan bi soğanı olsa ya?
Dört duvarlı yerdesin, bi tavanı olsa ya?
Ateş beni yakıyor, üşüyorum yine de
Sen ateşten bu yükü taşıyorsun sinede"
Minel ne desin ona, hikayesinde hüzün
Baharın son demleri, on yedisinde güzün
Şehadet şerbetini içmemişti kocası
"Gülüm" diyordu ona, o da gülün goncası
Sabah çıktıktan beri gelmemişti haberi
Yatsı ezanı gelir, bozmamıştı ezberi
Sabaha kapısında toplanınca komşular
Kadınlar ağlamaklı, simsiyahtı poşular
Çocuklar görmesin diye Minel çıktı dışarı
Kötü haberdi gelen, gerekmedi işarı
Ak çarşafa sarılı, kan kırmızı bir beden
Evin direği idi, kalkmalıydı yeniden
Yere konuldu şehit, kan boyandı eşiği
Göğsündeki mermiler, sırtı bıçak deşiği
Düşmüş de bıçaklanmış yetmemiş ki mesule
Sakalının üstünde gülümsüyor Resul'e
Hayale dalıp giden Minel'i uyandıran
Duruşuyla atayı, babasını andıran
Süleyman diyor "Ana! Bu çorba bitmedi mi?
Sabahtan beri açız, bu zillet yetmedi mi?"
"Gelin çocuklar gelin, afiyet olsun size
Bu soğukta bi çorba, kebap olur evsize"
Çocuklar kor ateşin etrafına toplandı
Minel'in göğüsüne tuhaf bir ok saplandı
"Hayırdır inşallah" dedi çorbayı kaşıkladı
Işık patlamaları, kulakları çınladı
Döküldü sıcak çorba paylaşılan kepçede
Dağıttılar hayali Halep'te bir bahçede
Gözlerini kapayan iki gelinlik kızın
Hayalleriyle canı, ölüm aldı ansızın
Süleyman da susardı dağlar düşse üstüne
Ama ana kokusu, olmaz çorba üstüne
Asla çıkarmadığı ak türbanı açılmış
Parçalanmış merhamet sağa sola saçılmış
İkiye katlanmış acı, ayrı düşmüş belleri
Gülsüm'ün ellerinde Alime'nin elleri
Süleyman'a dağ yıkın, yıkın yükü sırtına
Devirebildi ancak ki bugünkü fırtına
Çıkardılar oğlanı taşların arasından
İntikam hırsı çıktı, ağırdı yarasından
"Allahu ekber!" diyor bütün ehl-i imanı
Türk yurduna verdiler, yaralı Süleyman'ı
Kardeşlerin üstünde yine eski örtü var
Gözlerinden gitmeyen tavansız bir dört duvar
Yılları geçse dahi değişmedi bi günde
Ellerini cebinden çıkarmıyor bugün de
Ama hep kafasında o soruyla sarsıldı
"İçebilseydim tadı, o çorbanın nasıldı?"

Süleyman'ı dinledim, soğuk bir kış vaktinde:
"Vaadi var Allah'ın, duracaktır akdinde
Elbet bir gün şehitlik bize de nasip olur
Ata yurdumdur Halep, böyle münasip olur
Ama yaşım tutmuyor, bir asker ocağına
Yoksa gitmek isterim, anamın kucağına
Yaralıları sarar, sarmalar iyi niyet
Evsize kucak açmak, ödenmesi zor diyet
Lisanı bilinmeyen topraklar yabancıdır
Ne de olsa biz yolcu, sizler daim hancıdır"

Ağladı da Süleyman, gözyaşı düşmez kara
Acısı dinse dahi, şuncadır pişmez yara
Yabancıdır Süleyman "kim kime kardeş ola?"
Ne hakkı var ki onun, kardeşe tebelleş ola?
Deftere yazsa bir gün yaprak koparmasın mı?
Gönül borcu artar da, defter kabarmasın mı?
Sıcak yemeği, aşı, pişiyor yamacında
"Ensar" olmuş rızayı kazanmak amacında
Çıplak ayaklara bot, eldiven parmaklara
Zira şimdiden talip, cennette ırmaklara
Kırmızı bir hilalin himayesinde çadır
Kucak açmış mazluma, uzun boylu bahadır

On iki olmuş yaşı o yetim Süleyman'ın
Türkün kardeşi olmuş; arabın, müslümanın
Kardeş biliyor çocuk, kaybettiği yerine
Top oynuyor sokakta, bakmadan hem terine
Sokaklarda işitmiş: "hemen defolsun gitsin!"
"Suriyeliler doldu, gönderin olsun bitsin!"
Kaçarken uğursuzdan, çakalından kurdundan
Nizip'te batan güneş, farklı değil yurdundan
İşgalden kaçan çocuk, kadınlar ve yaşlılar
Gözlerine baksana, mahçup, eğik başlılar
Karanlık bir bez çadır, iki yatak döşeli
Kapısının önünde çamur, batak, eşeli
Bize kadim hainlik edenlerin tesiri
Bizi bizden ayıran nedenlerin esiri
Komşun açlık çekerken, tokluğa razı mıyız?
Kessinler bizi hadi, biz de kırmızı mıyız?
Yokluğu görmeyenler, varlıkta tatmin olmaz
Yoklukta var bulmayan, kalbi mutmain olmaz
Hani onlar bir zaman vilayetindi senin?
Hani Resul'u kabul, riayetindi senin?
Kabir ziyaretini sanırsın mücahitlik
Bak onların yurduna: topyekün bir şehitlik!
"Hemen yerleşmesinler, bilebilmeli yâdı"
Ülkemde istenmiyor, Suriyeli'ymiş adı
Bak yurdumun gavurla vicdan türdeşliğine!
Ne zaman halel geldi iman kardeşliğine?

nushirevan
Upvote 1
Downvote 0
1